17 Temmuz 2016 Pazar

George R. R. Martin - Taht Oyunları Kitap Yorumu


Yazların on yıllar, kışların bir insan ömrü sürebildiği Kışyarı'nda Eddard Stark Nöbet'in yeminli Kara Kardeşlerinden birini infaz etmek üzere gittiği yerden veliahtı Robb, küçük oğlu Bran ve piç oğlu Jon Kar ile dönerken Robb ve Jon ölü bir ulu kurt bulur. Stark'ların simgesi olan ulu kurt doğum yaptıktan hemen sonra ölmüştür ve beş yavrusu karların içinde bulunmuştur. Bunun Ned Stark'ın meşru beş çocuğu için tanrılardan gönderilen bir hediye olduğu düşünülür.
Çocuklar kurtları sahiplenirken Jon biraz uzakta bembeyaz bir ulu kurt bulur ve Hayalet adını verdiği bu ulu kurt Jon'un olur. Kale'ye dönüklerinde Ned'in eşi Catelyn Kral Eli Jon Arryn'ın öldüğü haberini verir. Aynı zamanda Yedi Krallık Kralı Robert Baratheon'un da Kışyarı'na gelmek için yola çıktığı haberiyle olaylar başlar. Robert Ned'den Kral Eli olmasını ister. Ned başta bunu istemese de daha sonra Catelyn'in kardeşi ve Jon Arryn'ın eşi olan Lisa'dan gelen şifreli bir mektup Jon Arryn'in öldürüldüğünü söyleyince Ned babası gibi gördüğü bu adamın ölümünün arkasındaki gerçeği öğrenmek için görevi kabul eder. Bu sırada tırmanmayı çok seven Bran’ın düşmesi ve ağır bir uykuda olması sonucu Bran Catelyn ve Robb ile birlikte Kışyarında kalır. Eddard Stark, Arya ve Sansa Kral Topraklarına doğru yola çıkar ve Ned’in Kral Eli ilan edilmesi ile Taht Oyunları başlar. Robert’in hiçbir şeyi umursamaması, Kraliçe’nin komploları ve Ned’in Jon Arryn hakkındaki gerçeği öğrenme çabası sırasında işler çözülemeyecek şekilde birbirine dolanır.
Kitapla ilgili yorumuma gelirsek kitap bir çok farklı karakter ağzından anlatılıyor ve böylece biz de her yerde neler olduğunu biliyor ve olaylara hakim oluyoruz. Arya, Sansa, Catelyn, Eddard, Bran, Daenerys ve Jon tarafından anlatılıyor olaylar.
Açıkçası ben kitabı ortalama buldum. Belki benim beklentimin yüksek olmasından kaynaklanıyordur bu. Dünya çapında bu kadar ses getirmiş bir serinin ilk kitabından daha çarpıcı şeyler beklerdim. Kitap çok kalın olmasına rağmen akıcı ve kısa bir sürede bitirebilirsiniz. Kitabın sonu oldukça heyecanlı bir yerde bitti. İkinci kitabı merak ettirdi. Ancak ben hem edebi anlamda hem de çarpıcılık anlamında çok tatmin olmadım. Yine de serinin gittikçe güzelleşeceğini biliyorum. Bu seriye bir şans vermenizi isterim.

~Alıntılar~

“Bir adamın gerçekten cesur olabileceği tek andır korktuğu an.”

“Kılıcı, hükmü veren indirir.”

“Nereden geldiğini, kim olduğunu asla unutma, çünkü etrafındaki kimse unutmaz bunu. Kendi gerçeğini güce çevir. Böylece hakkındaki gerçek asla zayıf noktan olmaz. Gerçeğin senin zırhın olsun ki, kimse seni o gerçeği kullanarak incitemesin.”

“… Zekanın keskin kalabilmesi için kitaplar gerekli. Tıpkı bir kılıcın keskin kalabilmesi için biley taşına gerek olduğu gibi.”

“Her uçuş, düşüşle başlar.”

Kitabı en iyi özetleyen alıntının bu olduğunu düşünüyorum. “Çarklar içinde dönen çarklar; onların içinde dönen başka çarklar.”

“Korku, kılıçtan derin keser.”

Kitapta en çok güldüğüm yer.. “ ‘Ağabeyimin kibirli bir adam olduğuna şüphe yok,’ diye karşılık verdi Tyrion Lannister. ‘Babam açgözlülüğün timsalidir ve tatlı ablam Cercei’nin aldığı her nefes güç kazanma arzusuyla doludur. Buna rağmen ben… ben küçük bir kuzu kadar masumum. Sizin için melememi ister misiniz?”

Kitabı en iyi özetleyen ikinci cümle “Taht oyununda ya kazanırsın, ya ölürsün. İkisinin arası yoktur.”


Buraya kadar okuduysanız çok teşekkür ederim. Açıkçası kitabı okuyalı baya zaman oldu ve bu nedenle kitabı yorumlarken biraz zorlandım. Her neyse bir dahaki yorumumda görüşmek üzere. Hoşçakalın. J

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder