3 Haziran 2016 Cuma

Karen Marie Moning - Buz Kitap Yorumu



Herkese merhaba. Nasılsınız? Ben oldukça iyiyim. Yaz tatili geldi. Üç, üç buçuk ay rahatız. Daha ne olsun :) Bugün Karen Marie Moning'in Ateş Serisinin altıncı kitabı Buz'un yorumu ile karşınızdayım. 

Konusu Dublin'de duvarların yıkılmasından sonra Peri Diyarı ve dünya arasındaki sınırlar yıkılmıştır. Duvarların yıkılmasından sonra bir yıl geçmiştir ve Dani Mega O'Malley Karanlık Fae'yi öldürebilen dört nesneden biri olan Işık Kılıcı ile halk için savaşmaktadır. En yakın arakadaşı Mac ile arası bozuktur ve bir yandan da ondan kaçmaktadır
. Bir gün Mac'in ölümsüz sevgilisi Barrons'un arkadaşı aynı zamanda Chester's kulübünün sahibi Ryodan Dani'yi kendisi için çalışmaya zorlar. Gözlem gücü kuvvetli olan ve süper hıza erişebilen Dani ondan kaçmak istese de bunu başaramaz. Ryodan'ın kulübünün alt tabakalarından biri içindeki insan ve Fae ile birlikte donmuştur. Üstelik bu buz kısa zamanda patlamaktadır. Bir çok yerde görülmeye başlayan bu olayların peşinde düşen Dani en yakın arkadaşı olan Dancer ile araştırmalara başlar. Dani bir yandan Ryodan ile bu olayı çözerken bir yandan da daha önceki kitaplardan tanıdığımız Cristian'ın ona olan ilgisinden kurtulmaya çalışır. Dublin'in iklimini buzula çevirmeye başlayan bu şeyden nasıl kurtulacakları kitabın ana konusu. 

Şimdi gelelim yorumuma.. Dani on dört yaşında tipik bir ergenken ve Rowena'nın ona verdiği Işık Kılıcı olmadan bir saniye bile yaşayamayacakken 'Ben Mega'yım Ahbap!', 'Ben muhteşemim.', 'Süper kahramanım.' sözleri beni çileden çıkardı. Anlıyorum ergen bir karakter ve kendini dünyanın hakimi sanıyor. Bu nedenle herşeyine neyse diyecek olsam da kadim bir varlık olan Ryodan ve bir Unseelie prensi olan Cristian'ın bu kıza aşık olmasını bana biri açıklayabilir mi? Kitabı aldığımda dedim zaten Ryodan ve Dani mi? Üstelik yazar ikisini bir çift yapacak ama Ryodan ve Dani arasında en ufak bir sıcaklık yokken bunu nasıl başaracak bilmiyorum. Açıkçası ben ne Ryodan tarafından ne de Dani tarafından öyle bir şey almadım. Bunun dışında kitapta Mac ve Barrons yoktu. Bu sinirimi çok bozdu. Çünkü Dani'yi hiç sevmiyorum ve Mac gelip kitabı kurtarabilirdi. Bunun haricinde Manastır'da da yaşanan olaylardan bahsediliyordu ve açıkçası Kat'in bu kadar güçlü olabileceğini düşünmemiştim. Bu olayı sevdim. Kat'i umarım diğer kitaplarda da sık sık görürüz. Her kitapta olduğu gibi bu kitapta da bir çok olay var aslında. Duvarların yıkılmasından sonra boyutların karıştığını söylemiştim ve Manastır da bu tarz bir olayla savaşıyor. Ateş diyarı'nın boyutu Manastır'ı yutmak üzere ve böyle bir şey olursa sadece Manastır'da yaşayan kızlar kül olmayacak Manastır'ın altındaki Cruce'un da buzlarının erime ihtmali var. Bu ve benzeri birçok olay var. Olayların çokluğu ve çözülüşlerinin heyecanını hissettiğimden dört yıldız verdim. Kötü bir kitap değildi. Sadece ana karakteri sevmemenin verdiği bir soğukluk vardı. 
Alev'de Mac ve Barrons neyse ki geri dönüyorlar. Onlar olmasa seriye devam etmeyi düşünmeyebilirdim. Dediğim gibi kötü bir kitap değildi. Ateş Dünyası'nı özlemişim. Okurken bunu çok net farkettim. Tavsiye eder miyim? Dünyayı seviyorsanız evet ederim. Ama ergen bir karaktere kendinizi hazırlayın derim. Alev'i çok merak ediyorum. Umarım en kısa sürede alırım. Mac ve Barrons gerçekten burnumda tütyor çünkü. Yorumum bu kadardı. Okuduysanız teşekkür ederim. Açıkçası çok içime sinen bir yorum olmadı. Çünkü bir serinin altıncı kitabını anlatmak gerçekten zor. Umarım fikir verici bir yorum olmuştur. :)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder