2 Kasım 2015 Pazartesi

Rick Riordan - Percy Jackson ve Olimposlular Serisi Yorumu (1-3)

Percy Jackson ve Olimposlular Serisi

Herkese merhaba. Nasılsınız? Umarım iyisinizdir. Ben pek iyi değilim. Malum vizeler baslıyor. Bu hafta full vizelerim var ve kitap okuyabileceğimi düşünmüyorum. Okusam da yorum girebilecek kadar zamanım olmaz. O nedenle geçen haftalarda okuduğum Percy Jackson ve Olimposlular serisinin ilk üç kitabını yorumlamak istedim. Şimşek Hırsızı'nı daha önce okumuştum. Fakat baya bir zaman geçti ve bir çok ayrıntıyı unuttuğum için re-read yaptım. Yoruma geçmeden bahsetmek istediğim birkaç şey daha var. Ben PJO filmlerine bayılmıştım ama kitaplar filmlerden kat kat daha güzel. O kadar çok olay oluyor, Tanrılar melezlerin başına o kadar çok dert açıyor ki.. Bu seriyi üç kelimede anlatsam akıcı, eğlenceli, komik derdim. Çünkü gerçekten bazı yerlerde resmen kahkaha attım.Her kitabın sonu aşırı derecede şok edici. Bir de bu kitaba çocuk kitabı diyenler var ama bence kesinlikle değil. Şimdi geçelim ilk yorumuma.

1.Rick Riordan - Şimşek Hırsızı (Percy Jackson ve Olimposlular 1)
Percy 12 yaşında, disleksi hastası bir genç. Okuduğu okullarda sürekli problem çıkarıp atılan biri. (O böyle olsun istemiyor tabi ki.. ) En son annesi ile Yancy Akademisine kayıt yaptırıyor. Burası atılanların gittiği okul gibi. Yancy akademisinde Kıvırcık adlı en yakın arkadaşı ve Bay Brunner denilen Antik Yunan Tarihi öğretmeni ile aslında kısmen mutlu bir hayat yaşıyor. Bir gün matematik öğretmenleri Bayan Doods ile Bay Brunner'ın düzenlediği bir okul gezisine gidiyorlar. Ve olaylar başlıyor. Önce Nancy Bobofit ile tartışıyor, daha sonra Bay Brunner onu soru yağmuruna tutuyor ve verdiği cevap doğru olmasına rağmen Bay Brunner'ı hayal kırıklığına uğratıyor, onlarla uğraşan sınıfın kızıl kafası Nancy Bobofit'i hiç dokunmadan çeşmenin içine fırlatıyor ve matematik öğretmenleri Bayan Doods yarasa kanatlı bir Furya'ya dönüşerek ona saldırıyor. Onu bu saldırıdan kurtaran ise Bay Brunner'ın verdiği tükenmez kalem. Nasıl olduğu kitapta.. :) Percy bütün bu olanlardan sonra iyice tuhaf bir ortamda kalıyor çünkü kimse Bayan Doods diye birini tanımadığını iddia ediyor. Percy buna inanmasa da kendini sorgularken Bay Brunner ve Kıvırcık'ın konuşmalarına şahit oluyor ve gizlenen bir gerçek olduğunu anlıyor. Yancy Akademisi bittikten sonra annesinin yanına doğru Kıvırcık'la birlikte yola çıkıyor ve yolda birkaç tuhaf şeyle karşılaştıktan sonra nihayet eve varıyor. Ancak kıvırcığı ekmiş bir şekilde. Üvey babası kokarca Gabe ile tartışıp odasına geçiyor ve hikayenin en tatlı insan kadını olaya dahil oluyor. Sally Jackson. Percy'nin annesi. Başta çok kızsam da sonradan tatlılığıyla kendini bana sevdirdi. Neyse Sally Manhattan'daki denizin yanındaki kulübelerine gideceklerini ve tatil yapacaklarını söylediğinde Percy buna çok seviniyor çünkü bir şekilde orası ona babasını hatırlatıyor. Gittikleri bu tatilde ise başlarına gelmeyen kalmıyor ve Percy kendini Melez kampında buluyor. Bundan sonrası spoiler olabilir diyerek anlatmıyorum. Kitap hakkında söyleyebileceğim başka ne var bilmiyorum. Çok güzel eğlenceli bir kitaptı. Bölüm başlıkları bile öyle enteresan ki.. Mesela 'Cebire Giriş Dersi Öğretmenimi Buharlaştırıyorum.' ya da 'Yüce Tuvalet Tanrısı Oluyorum.' gibi.. 

2. Rick Riordan - Canavarlar Denizi (Percy Jackson ve Olimposlular 2)
Percy normal hayatına dönmüştür ve okulunu başarıyla bitirmesine az kalmıştır. Üstelik bu sene karşısına hiç canavar çıkmaması tuhaf ama güzeldir. Annabeth ve Kıvırcık ile aynı okullarda olmaması onu üzse de yeni bir arkadaş bulmuştur. Tyson. Tyson bir evsizdir ve sosyal sorumluluk projesi için okula gelmiştir. Percy de diğer öğrencilerin onunla uğraşmaması için çaba gösterir. Bir gün spor salonunda derse başlayacakken üç devin gelmesi ile normal hayatı mahvolur. Tyson ilginç bir şekilde bu devlere karşı durur ve Annabeth Percy'i almaya geldiğinde Tyson'un kim olduğu demeyeyim de ne olduğu kısmen ortaya çıkar. Tyson bir Kiklop'tur. Hani şu tepesinde tek gözü olan iri yaratıklardan.. Annabeth bir nedenden Tyson'u sevmese de Tyson Anabeth'e bayılır. Aşk gibi değil yanlış anlamayın. Kiklop'lar aşık olamaz sanırım. Yani belki olur. Tam bilmiyorum ama aralarında aşk gibi bir şey yok. Her neyse Kamp'a doğru yola çıkarlar ama Kamp'ın eski halinden eser kalmamıştır. Kampı koruyan ulu ağaç zehirlenmiştir ve bu şekilde kampa canavarlar istedikleri gibi girebilmektedir. Üstelik daha da felaket olan bundan Kheiron'unun sorumlu tutulması ve işine son verilmesidir. Kheiron ilk kitaptan tanıdığımız yani eski Bay Brunner'dir. Bir Sentor'dur aynı zamanda. Percy sürekli Kıvırcıkla ilgili rüyalar görmektedir. Bunları Annabeth'e anlatır ve yeni bir görevleri olacağının bilincindedirler. Ancak bu görev onlara değil Clarisse'e verilir. Clarisse ilk kitaptan tanıdığımız Ares'in kızı. O göreve çıkar ama tabiki bizim Percy'miz rahat duramaz ve onlar da peşinden yola çıkarlar. Görevleri Canavarlar Denizi'ne gitmek ve burada bulunan bir adadan Altın Post'u almaktır. Aynı zamanda Kıvırcığı bulmak da amaçları arasında. İşte macera böyle başlıyor. Tanrılar yine melezlerin işlerini kolaylaştırmıyor. Ortaya çıkan gerçekler, fedakarlıklar, yeni dostluklar, yeni düşmanlar, yapılması gerekenler derken yine aksiyon dolu bir kitap sizi bekliyor. Hiç sıkılmadan okuyacağınız onların dünyasında kendinizi kaybedeceğiniz bir kitap daha..

3. Rick Riordan - Titan'ın Laneti (Percy Jackson ve Olimposlular 3)
Percy, Thalia ve Annabeth birlikte yeni bir görev olarak Westover Kışlasına gidiyor. Kıvırcıktan aldıkları mesaja göre burada iki melez birden bulunuyor ki bu çok az rastlanan bir şey. Kıvırcık bu melezlerin abla kardeş olduklarını ve kışlada canavaların bulunduğunu yani melezlerin tehlikede olduğunu söylüyor. Westover Kışlasına girdiklerinde Bayan Silgyver ve Dr.Diken ile tanışıyorlar. Sis sayesinde onları bu okulun öğrencileri olduklarına inandırıyorlar ve Dans'a giriyorlar. Dans'ta yine bir çok olay oluyor. Percy başını belaya sokuyor ama Thalia onu kurtarıyor ve bir ormanlığın ortasındaki bir koruda melezler ve bizim ekip kalıyor ama karşılarında Dr.Diken -Evet canavar o.- ve üstlerinde de Dr.Diken'e hizmet eden ölümlüler var. Savaşmaya başlasalar da hezimete doğru giderken 12 yaşında görünen bir kız ve onun avcıları olaya müdahale ediyor ve onları kurtarıyor ancak Annabeth Dr.Diken ile birlikte uçurumdan düşüp kayboluyor. Percy Annabet'i kaybetmenin siniriyle avcılara söylenirken avcılar kendilerini tanıtıyor ve o 12 yaşında görünen kızın av tanrıçası Artemis olduğunu öğreniyoruz. Dr. Diken avcılar müdahale etmeden önce ona General ile ilgili bir  şeyler söylüyor ve Percy bunları Artemis'e anlattığında Artemis çok kötü bir canavarın doğduğunu ve onu avlamaya gitmesi gerektiğini söylüyor. Avcılar onunla birlikte gitmek istese de Artemis bunun tehlikeli olduğunu söyleyip onları reddediyor ve ikiz kardeşi Apollon'u çağırıp onları kampa bırakmasını söylüyor. Avcılar ve melezler anlaşamıyor. Avcılar Artemis'e bağlılık yemini etmiş, ölümsüz ve sonsuza kadar bakire kalacak olan kızlar. Kalplerini asla bir erkeğe kaptırmamaya ant içiyorlar. Neyse bizim kurtaracağımız melezlerimizden kız olanı hiç düşünmeden avcılık yemini ediyor. Percy bunun için ona kızıyor çünkü sonuçta bir erkek kardeşi var. Onu nasıl böylece bırakabileceğini anlamıyor. Erkek kardeşi ise Yunan Tanrılarının içinde bulunduğu bir oyunla kafayı bozmuş durumda. Percy yine Annabeth ile ilgili ve Artemis ile ilgili rüyalar görüyor. Kheiron ve Dionysos onlara görev veriyor ama Avcılar Melezlerle birlikte çalışmak istemiyor. Neyse ki kehanet birlikte çalışacaklarını söylüyor ve böylece bir takım oluşturuluyor ama bu takımda Percy yok. Thalia, Kıvırcık, Clarisse, Bianca -yeni avcı olan melez.- ve Zoe ekibin üyeleri. Tabi Percy bu durur mu.. Atlıyor Pegasus'una ve onları takibe başlıyor. İşte bundan sonra olaylar patlıyor. Sonrasını anlatırsam dev spoiler olacak o yüzden susuyorum. Okuyun öğrenin. İlk iki kitaptan daha heyecan vericiydi bana göre. Daha soluk soluğaydı. Aksiyon hiç durmadı. Sürekli bir şeyler onlardan bağımsız gelişti. Bu kitapta beğendiğim bir kaç kısımdan bahsetmek istiyorum. Sally Paul diye birini buldu ve sevgililer. :)) Percy Tyson'la konuşurken Annabeth'in kaybolduğunu ona söyleyemedi. Açıklaması ise 'Tyson'ın bu dünyada fıstık ezmesinden sonra en çok sevdiği şey Annabeth' gibi bir şey söyledi. Çok hoşuma gitti. Çok tatlı değil mi? :) Thalia ve Percy'nin atışmaları çok iyiydi. Percy'nin sonda Anabeth'e söylemeye çalışması ama söyleymemesi çok iyiydi. Percy'nin Afrodit ve Ares'le tanışması çok iyiydi. Ares'in açıklaması bana kahkaha attırdı. Eğer bulabilirsem aşağıya yazarım. Bu kitabın sonu diğer iki kitap gibi şok edici şeylerle bitti. 

"Şanslısın velet." Ares beni iterek limuzinden uzaklaştırdı. "Minnet duy."
"Ne için?"
"Çünkü sana çok iyi davranıyoruz.Bana kalsa..."
"Madem öyle neden beni öldürmedin?" Karşılık vermeye başladım. Savaş tanrısına söylenecek en aptalca şeylerden biriydi bu ama ne zaman etrafımda olsa öfkeleniyor, umursamaz davranıyordum.
Ares başını salladı. Demek en sonunda akıllıca bir şey söylemiştim.
"Cidden seni öldürmeyi çok isterdim." dedi. "Ama görüyorsun, bir mesele var. Olimpos'taki rivayetlere göre tarihteki en büyük savaşı başlatacaksın. Bu işi bozma riskini alamam. Dahası Afrodit seni bir tür pembe dizi yıldızı gibi bir şey sanıyor. Seni öldürürsem onun gözünden düşerim. Ama dert etme. Ettiğim yemini unutmadım.Yakında evladım, hem de çok yakında dövüşmek için kılıcını kaldıracaksın ve Ares'in gazabını hatırlayacaksın."


1 yorum:

  1. iyi günler bir kitap aşığı olarak blog gezerken burayı buldum elinize emeğinize sağlık. başarılar diliyorum. amatör olarak yaptığınız bu blogdan para kazanmak isterseniz lütfen bana ulaşın saygılar. tuncmert1515@gmail.com

    YanıtlaSil