17 Kasım 2015 Salı

Josh Malerman - Kafes Kitap Yorumu


Herkese merhaba. Nasılsınız? Umarım iyisinizdir. Bugün yorumlayacağım kitap Kafes. Öncelikle zaten hepiniz biliyorsunuzdur ama Kafes'in yazarı Josh Malerman Tüyap kitap fuarına geldi ve ben de kitabımı imzalattım. Çok tatlı ve samimi biriydi. Pek konuşma fırsatım olmadı tabi yarım yamalak İngilizcemle.. 
Kitabın konusu dünyada tuhaf olayların ortaya çıkması ile başlıyor. İnsanlar tuhaf bir şekilde canice önce yanindaki insanları sonra kendilerini öldürüyorlar. Önce bu durum fazla dikkat çekmese de olayların artması insanların telaş yapmasına sebep oluyor. Malory kız kardeşi Shannon ile yaşıyor. Basta Shannon'un olayları bu kadar ciddiye almasına kızmasına karşın daha sonra Shannon'un ölümüyle artık görmek istemediği kabullenmek zorunda kalıyor. Üstelik hamile ve ailesinden haber alamıyor. Kardeşinin ölümünden sonra gazete ilanı görüyor ve sığınak olarak kullanılan eve doğru yola çıkıyor. Ancak insanları delirten şeyi görmemesi gerektiği için gözleri kapalı bir şekilde kullanıyor arabayı. Eve bir şekilde kabul ediliyor ve orada ev arkadaşları ile yaşamaya başlıyor. Daha sonra aralarına katılanlar oluyor ve bu kadar insana erzak yetişmediği için sorunlar çıkmaya başlıyor. Zamanla bir yandan yeni keşifler yaparken bir yandan da sorunlar büyüyor. Evde iki hamile kadın olması ister istemez bazıları için sorun oluyor. Kendilerini koruyabilecekler mi? Malory ne yapacak? Aralarındaki anlaşmazlıklar nasıl sonuçlanacak? Bütün bu soruların cevabı kitapta..
Aynı zamanda insanların dışarıdaki şeyleri görmemesi gerektiği için evlerinin camlarını siyah perde, battaniye, mukavva vb. şeylerle kapatması ve Malory'nin dört yıl gibi bir süredir, çocuklarının ise hiç gerçek dünyayı görmemeleri oldukça dehşet vericiydi. Bunu söylemeden de geçemedim.
Ben kitabı bir gün gibi kısa bir sürede bitirdim ve çok akıcı buldum. Sonu bazılarını tatmin etmese bile ben yerinde buldum. Bence güzeldi. Malory kadar güçlü bir kadın karaktere çok az rastlanır. Ona hayran kaldım. Çocuklarıyla ilişkisi kitabın başında beni çok şaşırtsa da yaşadıkları dünyanın gerekliliği olduğunu anladım. Aynı zamanda Malory hep iyi bir anne olup olmadığını sorgularken bu düşünceler benim de aklımdan geçti ve Malory gerçekten harika bir anne bence. Tom, Jules, Olimpia hepsi çok iyi karakterlerdi. Hepsini ayrı ayrı sevdim. Kitapta aşk var mı diye sorarsanız yok. Ben normalde aşk olamayan kitaplarda sıkılırım ama bu kitapta eksikliğini hiç hissetmedim. Tam olarak da yok diyemem zaten ama dostluk çok daha ön plandaydı. Korku kitabı değildi kesinlikle. Bazen ürpertici sahneler vardı sadece. Başta Malory'nin çocuklarına kız ve erkek diye seslenmesi de tuhaf gelmişti ama yazar öyle bir yazmış ki gönlümü aldı. :) Başka ne söyleyebilirim bilmiyorum. Dışarıdakinin ne olduğu hakkında tahmin yürütürlerken ben de tahminlerine katıldım. Aslında hepsi olabilirdi ve hala hepsi olabilir. Bence sonu bu bakımdan güzeldi. Yazar bize bırakmış ve bence hoş olmuş. Bize onun ne olduğunu gösterse ben o kadar da etkilenmezdim. 
Kitap günümüz ve geçmiş arasında gidip geliyor ama bu gidiş gelişler sizi hiç rahatsız etmiyor.
Kitabi tavsiye ediyor muyum? Tabi ki ediyorum. Bence alıp okuyun. Bir sonraki yorumumda görüşmek üzere. Hoşça kalın :)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder